24.2.15

Köpüklü Nestlé Coffee-Mate mi? Süt mü?

     Yıllar öncesinde arkadaşlarımla kaldığım evde odamın en sevdiğim bir köşesi çalışma masam ve onun hemen yanında yer alan su ısıtıcısı/nescafe classic/coffemate rafımdı. Ders çalışırken bu üçlü benim 'ali-mate'lerimdi açıkçası. coffemate'in kahvenin tadını bozmadan yumuşatması tarifsizdi diyebilirim. Sonrasında coffe-mate'in hemen tamamen endüstriyel bir ürün olması, içerdiği onca madde ve içerdiği kalori derken kahveyle beraber süt kullanmaya kaydım. Sütün kahveyi yumuşatırken kendine has o tadı vermesi açıkçası kahvenin o özgün tadından çalmıyor değildi. Tabiri caizse yıllar sonra bu kampanya ile coffe-mate'e yeniden bir şans verdim diyebilirim.


     Bu deneyimimde, daha önceki coffe-mate deneyimimi aratır neticelerle karşılaştım diyebilirim. Açıkçası bu kez o tadı bulamadım. 3 kaşık dolu dolu coffe-mate'e rağmen kahvemde 'merdiven altı ucuz firmaların' ikisi bir arada minvalinde sonuçlarla karşılaştım. 3 kaşığı 4-5 kaşık yapınca bir nebze klasik coffe-mate sonucunu elde ettim diyebilirim. Kahvenin köpüklü olması da bende endüstriyelliğin artışı hissini uyandırmaktan öteye gidemedi. Köpürürken beliren topaklar kötü görünüyordu. Sütle makinede elde edilen köpükle uzaktan yakından ilişkisi olmamakla beraber 'nescafe mycafe' cihazı olan biri olarak oradan elde edilen köpüğü dahi yakalayamadığını belirtmem gerekiyor. Sütle karşılaştırmalı köpük çalışması yandadır:

     Velhasıl 'köpüklü nestlé coffe-mate' bende o ürüne gereksiz yere bir takım maddeler katılarak etkin olmayan bir köpük elde etme çabası olarak göründü. Halâ sütten yanayım ama süte erişemez yada ikisi bir arada içmek istersem de tercihim tartışmasız 'klasik coffee-mate' olacaktır.

     Üzgünüm Nestlé..

     Eşim de benimle hemen hemen hem fikir..

     Paketin tek kullanımlık versiyonlarının olmaması nedeniyle arkadaşlarıma denetme fırsatım olmadı. Yakın zamanda uygun bir misafirim olursa denemesini sağlayacağım çünkü sonucu ben de merak ediyorum. Biz mi aykırıyız?.. Denemek isteyen varsa beklerim ;)

     Nestlé'ye not: Bir yerlerde bir sorun var Nestlé.. Zaten bir kısım insanın kahveye nazaran endüstriyel kalan bir ürün olan coffe-mate'i kullanırken sadece köpürsün diye bu ürünü alacağını şahsen sanmıyorum. Nedense klasik olana göre daha fazla katmak gerekiyor.. Hiç kullanmamayı düşünürken 3 kaşık ve ötesini katmak cazip durmuyor..

    Kalitesini kanıtlayan yerli markalar var diğer yandan..

    Kahve, küçümsenmeyecek bir keyif. En doğalına en arzu ettiğiniz anda ulaşabilmeniz dileğiyle..


    [fikrimühim.com'daki ürün yorumumdur..]


10.2.15

İcat:

Ürkütücü bir icat: Spot
(Google & Boston Dynamics)


29.10.14

MRG:

     uçakta cep telefonu kullanmaya benzemiyor..
     MRG: Manyetik Rezonans Görüntüleme-MRI gibi cihazların en önemli özelliği yüksek manyetik alan sistemiyle çalışmalarıdır. Bu cihazların içinde görüntülemeye yarayan çok güçlü elektro mıknatıslar bulunur. Günümüzde MR cihazlarında kullanılan mıknatısların gücü 0,5 Tesla ve 3,0 Tesla arasında değişiyor. En güçlü mıknatıslar 60 Teslaya kadar çıksa da bunlar ancak araştırmalar için kullanılıyor. Dünyanın manyetik alanının 0,5 Gauss olduğunu düşünürseniz bu mıknatısların ne kadar güçlü olduğunu anlarsınız. Örneğin videoda gördüğünüz gibi 4 Teslalık bir Emar bir büro sandalyesini 900 kg kuvvetle çekebilir. Bu nedenle bu cihazların bulunduğu alanlara yada içlerine küçük bir metal eşya ile girmek bile (örneğin, metal para, ataç, kalem, yüzük, steteskop, hemostatlar) ölümcül sonuçlar yaratabiliyor. Çünkü yüksek çekim gücü metal cisimleri kurşun hızına bile çıkarabiliyor.
     Prosedürlere göre MR gibi manyetik alanla çalışan cihazlara hastalar alınmadan önce ayrıca vücutlarında metal implant gibi uzuvlar olup olmadığı mutlaka sorgulanmalı. Çünkü hastada protezler metalse yine bu makine tarafından güçlü bir şekilde çekilecektir. Ayrıca cebinizdeki kredi kartları ya da banka kartlarının bilgileri anında silinebilir.
     Aşağıdaki deneyde görüldüğü gibi 4,6 metreden bir demir MR cihazı tarafından çok şiddetli şekilde çekilebiliyor. Mıknatısa yaklaştıkça bu kuvvet üstel şekilde artıyor. Bu nedenle metal eşyalarla ya da metal protezlerle MR odasına girmek çok tehlikelidir. Kalp pili olan kalp hastalar, beyin ameliyatı ile beyin damarlarına klips takılmış kişiler, metal kalp kapakçıkları olanlar, iç kulak protezi gibi hastaların kesinlikle MR odalarına girmemeleri gerekiyor.
Kaynak: medikalakademi.com.tr

12.1.14

Muhabbet Meclisi

Yeni keşfim: Muhabbet Meclisi.

Hani biri anlatır, sen hayran hayran dinlersin ya.. Akıcı bir konuşma, adeta bir yerden okuyormuşcasına.. Güzel kelimeler sıra sıra dizilir.. Sıcacık hikâyeler, anekdotlar anlatılır.. Eskiye gidersin, yüz yıl, beş yüz yıl öncesine.. Daha önce sadece ismini duyduğum Dursun Gürlek'i bu programla tanıma fırsatı buldum.. Bir deneyin, büyük ihtimâlle bana katılacaksınız, hayrân kalacaksınız.. Resül Tosun, Yavuz Bahadıroğlu ve tabi ki Dursun Gürlek. Tam bir sohbet, muhabbet hâli.. Dilin güzelliğini tatmak, güzellikler dinlemek, büyüklerimizi tanımak için bu fırsat her daim hasıl olmaz sanırım..





7.1.14

Kırmızı Pazartesi:

Sevgili meslektaşım Sinem'in bana hediye ettiği kitap Kırmızı Pazartesi, elimde bir iki hafta paralandıktan sonra bugün okuma seyrimdeki olumlu ivme ile bitiverdi. Hızlı ve sürekli okumayı yıllardır bir türlü becerememiş biri olarak kitaplarım çantamda uzun süre benimle iş yeri - ev arasında mekik dokur. Nihayet bir gün o sihirli sayfaya erişir ve hikâyeye kapılırım, bir solukta bitiririm kitabı. Bugün Kırmızı Pazartesi'nin günüydü. Gabriel Garcia Marquez'den okuduğum ilk kitaptı. İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsünü anlatıyor. Herkesin iyi bir insan olarak gördüğü Santiago Nasar kaderinde yer edinen o trajik sondan tüm iyi niyetlere rağmen kurtulamaz. Herkes bilse de bu cinayetin işleneceğini, herkesin bir bahanesi olmuştur engellemek için, haklı sayılabilecek bahaneler.. Kurgunun çok yönlü ve teferruatlı oluşu okurken beni biraz zorlasa da, pes etmeyince isimlere, mekânlara aşinalık kazanabildim. 105 sahifelik kısa bir roman. Bir anlatıcı ağzıyla sunulan hikâyede bir cinayetin belki de yirmi dört saat sürmeyen akışından bahsediliyor. Uzun zamandır okuduğum romanların basit ve sıradan kapanışlar yaptığından şikâyet ederdim. Marquez beni şaşırttı.. Okuyacak olursanız çarpıcı bir kapanış sizi bekliyor. Sıradaki kitabı Kolera Günlerinde Aşk mı olmalı, Yüzyıllık Yalnızlık mı?..

16.6.10

davet: evleniyorum. :)


1 Temmuz 2010 19.30 İdeal Garden Kır Bahçesi / Kayseri
5 Temmuz 2010 19.30 Kayra Kır Düğün Bahçesi / Muğla
Lütfen teşrif edip edemeyeceğinizi 25 Haziran 2010 tarihine kadar bildiriniz: 0505 360 33 47
Düğünümüz yemeklidir.


bazen..

bazen bu kedi gibi uzanasım geliyor..

20.5.10

Osman ŞAVKAR'dan babama bir şiir daha..

Değerli Doktorumuz Şahin Aydın'a Yüce Allah'dan Başarılar Başarılar..

Doktor ŞAHİN ender
Hastalara oluyor önder
Çok yumuşak sanki sünger minder
Yumuşak Aydın'a Allah'dan başarılar.

Doktor Şahin'i Dünya sözlüyor
Hastalar kendisini özlüyor
Gideceği yolları hastalar gözlüyor
Değerli Doktor Aydın'a başarılar.

Şahin Bey'de var çok bilgi
Hastalara gösteriyor ilgi
Hastalığa kalmayasıya çekiyor silgi
Bilgili ilgili silgili doktora MAŞALLAH

Şahin Bey hastaların gidiyor hoşuna
Benziyor Allah'ın şahin kuşuna
Dilerim Allah'a kaza gelmesin başına
Doktorumuz durmasın uzak kurulmasın tuzak

..
..

Şahin Aydın oldukça FEDAKÂR
Doktor Bey'e kimse yapmaz İNKÂR
Doktorumuzdan yapıyoruz KÂR
Başarılar diler Osman ŞAVKAR

Fethiye-Gölbent Köyü

dipnot: ilk şiir için tıklayınız.

7.5.10

alırsanız okurum ;)

yakın zamanda herhangi bir sebeple bana hediye almak isteyen biri varsa ki olabilir, yardımcı olmak isterim kendisine. beni mutlu edeceğinden şüphesi olmasın ;)


dipnot: önceki seçenekler için tıklayınız..