12.1.14

Muhabbet Meclisi

Yeni keşfim: Muhabbet Meclisi.

Hani biri anlatır, sen hayran hayran dinlersin ya.. Akıcı bir konuşma, adeta bir yerden okuyormuşcasına.. Güzel kelimeler sıra sıra dizilir.. Sıcacık hikâyeler, anekdotlar anlatılır.. Eskiye gidersin, yüz yıl, beş yüz yıl öncesine.. Daha önce sadece ismini duyduğum Dursun Gürlek'i bu programla tanıma fırsatı buldum.. Bir deneyin, büyük ihtimâlle bana katılacaksınız, hayrân kalacaksınız.. Resül Tosun, Yavuz Bahadıroğlu ve tabi ki Dursun Gürlek. Tam bir sohbet, muhabbet hâli.. Dilin güzelliğini tatmak, güzellikler dinlemek, büyüklerimizi tanımak için bu fırsat her daim hasıl olmaz sanırım..




7.1.14

Kırmızı Pazartesi:

Sevgili meslektaşım Sinem'in bana hediye ettiği kitap Kırmızı Pazartesi, elimde bir iki hafta paralandıktan sonra bugün okuma seyrimdeki olumlu ivme ile bitiverdi. Hızlı ve sürekli okumayı yıllardır bir türlü becerememiş biri olarak kitaplarım çantamda uzun süre benimle iş yeri - ev arasında mekik dokur. Nihayet bir gün o sihirli sayfaya erişir ve hikâyeye kapılırım, bir solukta bitiririm kitabı. Bugün Kırmızı Pazartesi'nin günüydü. Gabriel Garcia Marquez'den okuduğum ilk kitaptı. İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsünü anlatıyor. Herkesin iyi bir insan olarak gördüğü Santiago Nasar kaderinde yer edinen o trajik sondan tüm iyi niyetlere rağmen kurtulamaz. Herkes bilse de bu cinayetin işleneceğini, herkesin bir bahanesi olmuştur engellemek için, haklı sayılabilecek bahaneler.. Kurgunun çok yönlü ve teferruatlı oluşu okurken beni biraz zorlasa da, pes etmeyince isimlere, mekânlara aşinalık kazanabildim. 105 sahifelik kısa bir roman. Bir anlatıcı ağzıyla sunulan hikâyede bir cinayetin belki de yirmi dört saat sürmeyen akışından bahsediliyor. Uzun zamandır okuduğum romanların basit ve sıradan kapanışlar yaptığından şikâyet ederdim. Marquez beni şaşırttı.. Okuyacak olursanız çarpıcı bir kapanış sizi bekliyor. Sıradaki kitabı Kolera Günlerinde Aşk mı olmalı, Yüzyıllık Yalnızlık mı?..

16.6.10

davet: evleniyorum. :)


1 Temmuz 2010 19.30 İdeal Garden Kır Bahçesi / Kayseri
5 Temmuz 2010 19.30 Kayra Kır Düğün Bahçesi / Muğla
Lütfen teşrif edip edemeyeceğinizi 25 Haziran 2010 tarihine kadar bildiriniz: 0505 360 33 47
Düğünümüz yemeklidir.


bazen..

bazen bu kedi gibi uzanasım geliyor..

20.5.10

Osman ŞAVKAR'dan babama bir şiir daha..

Değerli Doktorumuz Şahin Aydın'a Yüce Allah'dan Başarılar Başarılar..

Doktor ŞAHİN ender
Hastalara oluyor önder
Çok yumuşak sanki sünger minder
Yumuşak Aydın'a Allah'dan başarılar.

Doktor Şahin'i Dünya sözlüyor
Hastalar kendisini özlüyor
Gideceği yolları hastalar gözlüyor
Değerli Doktor Aydın'a başarılar.

Şahin Bey'de var çok bilgi
Hastalara gösteriyor ilgi
Hastalığa kalmayasıya çekiyor silgi
Bilgili ilgili silgili doktora MAŞALLAH

Şahin Bey hastaların gidiyor hoşuna
Benziyor Allah'ın şahin kuşuna
Dilerim Allah'a kaza gelmesin başına
Doktorumuz durmasın uzak kurulmasın tuzak

..
..

Şahin Aydın oldukça FEDAKÂR
Doktor Bey'e kimse yapmaz İNKÂR
Doktorumuzdan yapıyoruz KÂR
Başarılar diler Osman ŞAVKAR

Fethiye-Gölbent Köyü

dipnot: ilk şiir için tıklayınız.

7.5.10

alırsanız okurum ;)

yakın zamanda herhangi bir sebeple bana hediye almak isteyen biri varsa ki olabilir, yardımcı olmak isterim kendisine. beni mutlu edeceğinden şüphesi olmasın ;)


dipnot: önceki seçenekler için tıklayınız..

31.12.09

nişanlanıyorum.

bu gece Kayseri'ye doğru yola çıkıyoruz inşallah.
bir'tanecik Tûba
ile herşeyin başladığı 1 Ocak bu özel hadiseye de yıldönümlük edecek.

nişanımız cumartesi günü gerçekleşecek. aile içinde.. ama malûm bizim aile de kendi çapında yeterince kalabalık.. :) bir değişiklik olmazsa tek eksiğimiz maalesef gurbet ellerde eğitim gören kardeşim Ahmet Musa olacak. ona da skype üzerinden canlı yayın teklif ettim ama şimdilik güldü geçti.. gönül isterdiki tüm sevdiklerim yanımda olsun ama Allah nasip ederse düğünde beraber oluruz..

velhasıl önümüzdeki bu güzel ve özel birkaç gün bizim için hayırlı olur inşallah. her daim
desteğini en içten hissettiğim aileme,
canım Tûbam'a ve ailesine
sevgilerimi sunuyorum..


20.12.09

markafoni

ünlü markalarda sizi şaşırtacak ürünler ve fiyatlar.



12.12.09

insanın kaybedebileceği en büyük şey nedir?..

"..Hayâllerin gerçekleşeceğine ilişkin umutlar, insanın yakıtıdır. Hayâli olmayan insanlar hareket edemeden atalet içinde otururlar. Hayâli olan insanlar da şaşırtıcı bir şekilde hayâli olmayan insanlar gibi otururlar. Hayâli olan insanların içinden hayâllerini projelendirmiş olanlarsa yerlerinde duramaz; erken kalkarlar, hayâllerini gerçekleştirebilmek için bir görüşmeden diğerine koşturur dururlar.  Hayâl olmadan proje olmayacağına göre, insanın kaybedebileceği en büyük şey hayâlleridir.."
Melih ARAT 11.12.2009

7.12.09

Halikarnas Balıkçısı'na dair..

bugün bir dergide gördüm onun üzerine yazılmış makaleyi. muğla'da yaşıyor olmanın verdiği dolaylı merakla okumaya başladım. hoşuma giden bir kısmını paylaşmak arzusuyla yazıyorum:


Cevat Şakir Kabaağaçlı. 1890'da Girit'te doğmuş. Babası Şakir Paşa Atina'da büyükelçiymiş. Kendisi Robert Koleji'nde ortaöğretimini görmüş ve İngiltere Oxford Üniversitesi'nde 'Yeni Çağlar Tarihi' öğretimi almış. Bir dönem yazdığı bir yazısı nedeniyle İstiklâl Mahkemesi'nce üç yıl Bodrum'da 'kalebentliğe' mahkûm edilmiş. Ve böylece başlamıştır esas serüven.. Bodrum'u çok sever. Kendisini buraya adar ve gelişmesi için emek harcar.

..
1973 yılında manevi oğlu Şadan Gökovalı'ya bıraktığı vasiyette der ki:

"Yazacağım bunları ama belki yazamadan giderim. Sana şimdiden söylemiş olayım. Bodrum'a gömülmek istiyorum. Bittabi orayı çok sevdim. Hayli hizmetim de geçti. Belediye'ye de yazmak istiyorum ama sana söyleyeyim daha iyi. Mindos kapısı tarafında bir yere gömsünler beni, yanımda Hatice'ye de (son eşi) bir yer ayırsınlar. Sakın mermer, beton filan istemem ha.. Bir taş bulun, uzunca bir taş, yazısız. Onu dikin mezarımın başına. Falanca oğlu filancaymış, şu tarihte doğup şu tarihte ölmüşüm, katiyen yazı istemiyorum, basit bir taş. Eh bizim tekne su almaya başladı. Şatafatı da sevmem, tepelere, deniz gören yerlere gömülmem şart değil. Nasıl olsa yattığım yerden denizi seyredemem, denizi ruhumda yaşatıyor, gönül gözüyle her zaman görüyorum. Suat (oğlu) sık sık ziyaret edebilmeleri için İzmir'e gömmek istediklerini söylüyor. İstemem yahu! Bodrum'u severim bilirsin. Beni ziyaret
için çocuklar ara sıra da olsa gezmiş, hava almış olurlar. Zaten ben saygı duruşu isteyecek değilim ya. Balıkçı'ya bir merhaba yaraşır."

dergi: CBRL

1.12.09


Türk Kardiyoloji Derneği'nin, Nobel İlaç'ın desteğiyle yaptırdığı 'Kalp heykeli', Şişli Evlendirme Dairesi önündeki parkta açıldı. Ben ve kardeşim yerimizi de bulduk.
ben, -kiraz ve SJ- çalışmamla yer almıştım. heykelin rengine renk katsın diye renkli bir çalışma yapmıştım. ama bu kez de renk karmaşasında kaybolmuş.. seçmesi zor oluyor diye kalp heykelinin geri kalanını renksiz bir hâle soktuk. tabi Şişli belediye başkanı Mustafa Sarıgül de bundan nasibini aldı :)


kiraz&SJ.
(Fred Çakmaktaş'ın altında, kalplerin üstündeki parça..)

[Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Kozan da Türkiye ve tüm dünyada ölümlerin yüzde 50`sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirterek, halkı kalp ve damar hastalıkları konusunda bilgilendirmek, onları hastalığa yakalanmamak için çaba göstermelerini sağlamak ve duyarlılık oluşturmak amacıyla ``Kalp heykelini`` yaptırdıklarını söyledi.
Nobel firmasının desteğiyle hazırlanan heykelin sanatçı Yiğit Yazıcı tarafından yapıldığını belirten Kozan, heykelin üzerindeki resimlerin de 24-27 Ekim tarihleri arasında yapılan 24. Ulusal Kardiyoloji Kongresi`ne katılan doktorlar tarafından boyandığını kaydetti.]

17.10.09

fillo kargo:
kayseri'den muğla'ya geçerken aklımın ve belimin almadığı kadar eşyanın taşınması için iki alternatifim vardı: otobüs / kargo. tabi büyük 4-5 kolinin kargo ile taşınması oldukça maliyetli olacağından aklımdan dahi geçirmemiştim ki bir şekilde fillo kargo ile tanıştım. aras kargo'nun yan kuruluşu diyebiliriz. adeta yük taşımak için kurulmuş. sistem fiyatları yüksek olmakla birlikte müşterinin taşınacak eşya çokluğuna göre uygun fiyatlar sunabiliyorlar. yalnız! "kırılacak eşya var mı?" sorusuna muhatap oluyorsunuz. bu önemli, zira fillo kargo için taşınan eşyalar 'yük' niteliğinde. koliniz sağlam değilse veya içindekilerin yaralanmalarından tedirgin oluyorsunuz fillo kargo'dan başka bir alternatif düşünün derim. benim kolilerin kapsamında çoğunlukla -kitaplar- gibi sert, kırılmayacak cisimler olduğundan pek etkilenmedim. ve sundukları hizmet fiyatı gayet makûl idi.
bakın; soldaki şahsen kendi aracımla taşıdığım koli, sağdakiler onların taşıdığı. fark var!